15 Şubat 2012 Çarşamba

Gezence Niagara'da...

Yıllardır romantik hikayelerde duyduğumuz, Hollywood filmlerinde gördüğümüz Niagara şelaleleri tam karşımızdaydı. Olanca gücüyle dökülürken nehre, şiddetin huzura dönüştüğünü duyabiliyorduk. Şehre girdiğimizde havadaki nemin kokusu, bir duvar örmüştü önümüze. Öylesine yoğundu ki, sanki tüm şehre tülden bir perde örtmüştü. İlerlemek güçtü. Gecenin oldukça geç bir saati olduğundan, henüz görsel anlamda tatmin olamamıştık. Yarını bekleyecektik çaresizErtesi gün, uyanır uyanmaz pencereye koştum, zira manzara harikaydı. Çağlayanın coşkusu bir anda içime doldu. Eşimin güzel süprizi sayesinde odadan da rahatlıkla görebiliyorduk şelaleleri. Ancak yetmedi, bir an önce çıkıp yakından görmek istedik bu doğa harikasını. Sonradan iyi yaptığımızı anladık çünkü akşamüstü hava muhalefetine kalmıştık. Bir anda sis indi, göz gözü görmez oldu. Bu durumun, Mayıs ayı içinde çok da normal olmadığını ama burada havanın değişken olabileceğini, gelmeden önce mutlaka hava durumuna bakılıp ona göre tatil planı yapılması gerektiğini vurguladı buranın yerlileri. Hatta ziyaretin yaz mevsimine denk getirilmesini salık verdiler. Bizim böyle bir bilgimiz olmadığı için önceden, inşallah yine geliriz temennileriyle geçirdik iki günümüzü Neyse ki turlar hala çalışıyordu.Şelaleri görmek için hava güzel ise nehrin kenarına yapılmış yürüyüş yolundaki banklardan birine oturabilirsiniz ya da çeşitli turlara katılabilirsiniz. Mesela tam suyun aktığı noktaya kadar götüren vapurlar var. Ancak içinize kalın birşeyler giymenizi öneririm yoksa ıslandıktan sonra rüzgöe2rın da etkisiyle bir hayli üşüyor insan. Tecrübeyle sabitlenmniştir. Ama bu kadar yakına gelince görüntü muazzam. Sanki elinizi uzatsanız, onca su bir anda avuçlarınızı köpük köpük dolduracak gibi. Sakın buna aldanmayın, zira şelalelerden saniyede 2,800 m3 su akmakta olup, suyun yüzde doksanı Kanada kısmındaki Atnalı şelalesi üzerinden dökülmektedir. Bu şelalenin yüksekliği 53 m dolayısıyla bu akışın hızını ve yarattığı gücü az çok tahmin edebilirsiniz. Genel olarak biri Kanada da, diğer ikisi Amerika kısmında olmak üzere üç şelale var. Amerika kısmındaki şelaler aslında bütün şeklinde görünüyor. Biz Kanada kısmında kaldığımızdan her üçünü de net bir şekilde görebiliyorduk. Özellikle akşamları şelalerin ışıklandırılmasiyla muhteşem bir görsel şölen yaşanıyor. Oldukça da romantik.
niagara_falls

Amerika kısmındaki Niagara şehri nispeten daha eski bir yerleşim gibi. İçinde güzel barlar olan hoş bir şehir merkezi. Şelalelerin olduğu kısmı milli parka çevirmişler. Kanada kısmında olan turlar aynı şekilde Amerika kısmında da var. Anladığım kadarıyla su ortak kullanım alanı. Turlardan bahsetmişken, diğer bir tur da tünellerden geçerek şelalerin hemen altına kadar gitmenizi sağlıyor. Ama bu gezi kesinlikle güneşli, güzel bir havada yapılmalı. Suyun üzerinde oluşan renk oyunlarını izlemek harika. Şelalelerin tam karşısında tam da iki ülkenin arasında, her iki kısmıda rahatlıkla görebileceğiniz bir noktada bizim Boğaz köprüsüne benzeyen Gökkuşağı köprüsü bulunuyor.Kanada kısmı nispeten daha küçük olmakla birlikte biraz daha turistik gibi. Geceleri şehrin içinden yükselen sesler, ışık gösterisi ve şelalelerin sesiyle güzel bir ahenk oluşturuyor. Her iki tarafta gazinolar var rengarenk. Ancak bizim ilgimizi daha ziyade canlı müzik yapan restoranlar çekti. Özellikle Brezilya tarzı restoranları hararetle tavsiye edebilirim. Gerek şovları, gerekse menüsü oldukça doyurucu. Kesinlikle aç gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.Aslında bunca yıldır romatizmin yaşanabileceği en güzel yerlerden biri olarak duyduğumuz, filmlerde balayı için ille de tek geçilen bir yer olarak gördüğümüz Niagara şelaleleri, anlatıldığından daha sade, daha huzurlu bir yer. Oldukça güzel bir yer olduğu muhakkak ancak ben de Ürgüp, Göreme yi gördüğüm zamanı hatırlattı. Aslında bizim yıllardır kartpostallardan gördüğümüz büyük peri bacalarının gerçekte yalnızca bir kaç tane olduğunu, gerisinin yine de görkemli olmakla birlikte peri bacalarından çok değişik yerşekilleri olduğunu gördüğümde, o günkü çocuk aklımla ilk başta hayal kırıklığı yaşadığımı ama daha da gezdikçe yine de ne kadar büyük bir zenginliğe sahip olduğumuzu düşündüğümü hatırlıyorum. Şimdi aynı şekilde nedenini bilmeden Niagara şelalalelerini yıllarca nasıl hayal ettiysem, yalnızca üç tane şelale olduğunu, ama asıl reklamı yapılanın Kanada kısmındaki büyük Atnalı şelalesi olduğunu görünce sadece bu kadar mı demek geldi içimden. Ama bu söylediklerim size yanıltmasın. Yine de dünyada kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu düşünüyorum. Böylesi bir doğa harikasının bir ikincisi olmadığı aşiköe2r. Ancak burada yaşayan insanların, sahip olduklarını nasıl temsil ettiklerini, nasıl da reklamını yaptıklarını görünce, karşılarında şapka çıkarmamak içten bile değilBuradan ayrılırken gözümün önünde Niagara şelaleleri, aklımda ise kendi ülkemin güzellikleri vardı. Nasıl oluyor da gözlerimizi kapayıp, hissetmeden, düşünmeden kaybettiklerimiz Biz ki onlarca medeniyetin beşiği olmuş bir toprak parçasında elimizin altında muazzam bir doğayla yüzyıllarca yaşayıp gitmişiz. Sizce ülkemiz daha fazlasını hak etmiyor mu? Daha açık yürekleri, aydınlığı, geleceği hak etmiyor mu?Sevgiler,YaseminGezence Niagara'da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder