Bundan yaklaşık on beş yıl öncesine kadar öğrenilmesi “lüks”
olan İngiliz dili, globalleşen dünya koşullarında lüksten öte bir ihtiyaç
haline gelmiştir. Zira sınırların dijital olarak kalkmış olması, dünyanın
herhangi bir noktasına gitmenin oldukça kolaylaşması ve buna benzer birçok
neden; İngilizce konuşup yazabilmeyi zorunluluklar sınıfına sokmuştur.
Bir lisanı öğrenebilmenin ise en kolay yolu kuşkusuz o
lisanın “ana dil” olarak kullanıldığı ülkelerde bulunmaktır. Çünkü öğrenilmek istenen
dile ait tek bir kelime bilmeseniz bile, iletişime geçme mecburiyeti yüzünden
kısa bir zaman içinde lisan dinamiklerine hakim olursunuz.
Yukarıda bahsettiğimiz durum, İngilizce öğrenmek içinde
gereklidir. Yaşadığımız ülkede aldığımız eğitim ne kadar nitelikli olursa
olsun, pratik yapma şansımız sıfır olduğundan dolayı; ya öğrenme gerçekleşmez
ya da seneler süren bir sürece tabi olur. Bu nedenden ötürü İngilizce
öğrenmenin en nitelikli ve kısa süre alan yolu, ana dili İngilizce olan
ülkelerde lisan öğrenmektir.
Söz konusu ihtiyaç dahilinde Amerika, İngiltere, Malta ve
Avustralya gibi ülkelerde; çok kısa sürede lisan öğreten okullar bulunmaktadır.
Bu okulların tamamı değişik ülkelerden gelen kişilerin bulunduğu sınıflardan
oluştuğu için sınıf içi iletişime geçmek amaçlı iken pratik yapma imkanı okulda
başlar.
Yurtdışında dil eğitimi almak ilk etapta pahalı görünse de
gerçek olan bu durumun tam tersidir. Küçük bir hesaplama ile bu gerçeğin
farkına rahatça varılabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder